Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı

Battalgazi İlçesi, Alacakapı Mahallesinde ve tarihi Malatya Surlarının Alacakapı olarak bilinen kapısının şehre giriş yönüne göre sağ tarafında 68x76 m2’lik bir alan üzerinde kuruludur.

Hicri 1047, Miladi 1637 yılında Osmanlı Padişahı 4.Murat’ın veziri Bosnalı Silahtar Mustafa Paşa tarafından vakıf eseri olarak inşa ettirilmiştir. Hanın inşaatına 1636 yılı Mart ayında başlanmış olduğu ve hanın bir kısmının Alacakapı Mahallesinde oturan Mustafa Bey Bin Hüsrev Çavuş isimli şahıstan satın alındığı belgelerden anlaşılmaktadır. İnşaat için ne kadar demir, ne kadar masraf yapıldığı günümüzde Topkapı Sarayı arşivlerinde saklanan belgelerde ayrıntılı olarak belirtilmektedir. Tespit edilen masraf toplam 3564 650 kuruştur.

Silahtar Mustafa Paşa tarafından hanın inşaatına memur olarak atanan Muslu Ağa, 18 Aralık 1037 tarihinde Malatya kadısı Abdulkadir Bin Mahmut’a müracaat ederek “Memur ve mutemedi olduğum Hanın binası tamam oldu. Üzerine canib-i şerden varup keşif ve tahrir ve yedime suret-i keşif verilmesi matlubumdur” demiştir. Bu tarihte Malatya’nın bürokratları ve ileri gelenlerinden kalabalık bir grup bilirkişi heyeti oluşturmuş ve Malatya Yüksek Mahkemesince düzenlenen keşif zaptı tanzim edilmiş olup bu zaptın orijinali halen İstanbul’da Topkapı Sarayı Müzesi arşivinde muhafaza edilmektedir.

18 Aralık 1637 tarihli keşif raporuna Hanın giriş kapısının iki tarafında mükemmel kâgir altışar kemerli dükkân yapılmış olup Hana demirden bir kapıdan girilmektedir. Ölçülerin dönemin uzunluk ölçüsü birimi olan zira ile belirtildiği bu keşif zaptında giriş kapısının her bir yanında birer oda olduğu, giriş kapısının kuzey tarafında duvar içinde taştan yapılmış merdivenle yukarı çıkıldığı, giriş kapısının üzerinde mescit inşa edildiği, mescide girmeden önce kapının önünde bir kubbe olduğu, mescidin yedi demirli penceresi olduğu, mescitten Hanın damına kapı olduğu, anılan kapıdan Hanın damına kuzey tarafından merdivenle inildiği, diğer kapıdan da abdest bozulacak yere inildiği, belirtilen yerde beş adet akarsuyu mevcut hela ile iki abdest alacak musluk, dört lülesi olduğu, helanın içinde bir kapı olup o kapıdan Hanın avlusuna girildiği, belirtilen yerin yanında demir pencereli bir oda olduğu, oda içinde altı dolap yeri ve bir ocak olduğu, anılan odaya bitişik Hanın iç kapısına varıncaya kadar birer demir pencereli ve birer ocaklı beş oda daha olduğu, Hanın iç kapısının beşer demir kuşaklı ceviz tahtasından olduğu, Hanın iç kısmının yirmi kolonun üzerinde inşa edildiği ve belirten kolonların yontulmuş taştan yapıldığı, adı geçen Hanın içinin uzunluğunun 96 zira ( 65,76 m) genişliğinin 30 zira (20,5 m) olduğu Hanın diğer tarafında da birer demir pencereli ve birer ocaklı, dörder dolaplı 6 adet oda olduğu, güney tarafında bir oda / ocağı bir demir penceresi ve 8 dolabı, 4 kameriyesi olduğu, anılan odanın önünde ocağı ile bir sofa ve güneyde uzunca bir sofa olduğu, Hanın giriş kapısının arkasında uzunca bir sofa olduğu, Hanın giriş kapısından abdest bozulacak yere varıncaya kadar olan kısmının uzunluk ve genişlik durumunun karşı yöndeki gibi olduğu, Hanın içinde 29 Ocak, odalarda 13 Ocak, küçük sofada 1 Ocak ve Hanın 3 tarafında olan sofalarda 32 Ocak olup toplam olarak içerde ve dışarıda 75 Ocak olduğu, han avlusunun çevresinde ve 2 kapıya bitişik 60 kemer olduğu, Han avlusunda dairesel bir su havuzu olduğu, hanın temelinde taşlar yerleştirilmeden önce 200.000 adet kazık çakıldığı, Hanın duvarına hatıl konulduğu, Hanın çevresi ve ayaklarının kesme taştan olduğu, ölçüler ile birlikte belirtilmiştir.

18 Aralık 1637 tarihli Malatya Yüksek Mahkemesi keşif zaptının 23. satırından itibaren bugün mevcut olmayan ve Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayının mütemim cüzü(tamamlayıcı parçası) olduğu anlaşılan yapılardan da bahsedilmektedir. Keşif zaptına göre anılan Hanın dışında ve kuzey tarafında Malatya surlarının Alacakapı olarak bilinen kısmında üzerinde altlı üstlü mutfağı ile 14 odası, 1 divanhanesi ( salonu ) ve eyvanı olan, duvarına bitişik bir sofalı ocaklı, iki demir penceresi, ahırı bulunan bir yapı da aynı tarihte yapılmıştır. Aynı şekilde yeni hanın doğu tarafı karşısında bir berber dükkânı, 5 dükkân ve bir ekmek fırını, ambarı ve dükkânının inşa olunduğu ölçüleri ile birlikte tespit edilmiştir.

Son restorasyonda 1637 tarihli bir keşif zaptında tespit edilen hususlara büyük ölçüde uyulmakla beraber Hanın bazı özelliklerinin tam olarak yansıtılmadığı ve Hanın tamamlayıcı bölümlerinin restorasyona dâhil edilmediği görülmektedir. Gerek 1637 tarihli keşif zaptında, gerekse yapıldığı tarihten kısa bir süre sonra Malatya’yı ziyaret eden Evliya Çelebi’nin demirden olduğunu belirttiği dış kapı aslına uygun olmayıp ahşaptan yapılmıştır.

Kervansaraya ait iki kitabe mevcuttur. Bunlardan birisi Hanın iç kapısı üzerinde bulunmaktadır. Osmanlı Şeyh’ul İslamı Yahya Efendi tarafından kaleme alınmış olup şöyledir:

“Hazret-i Sultan Murad-ı din-pena
Daim olsun kam-baş ü kamuran
Mustafa Paşa Silahdar-ı Kerm
Ol vezir- sani-i Şa -cihan
Ol şeh gazi- ali himmetin
Mazhar olsun lütfuna her vakt ü an
Bais oldu böyle bir hayr etmeye
Ettiği nam ü lutf-ı bi-keran
Devletinde etti bu anı bina
Ola makbul-ı Hüda-yı müstean
Dedi Yahya ana tarih-i temam
Barekallah bi-bedel oldu bu han”

Malatya müzesinde muhafaza edilen dış kapı ( ana kapı) kitabesi ise yapılan son restorasyon sırasında getirilerek kapı üzerindeki mevcut yerine yerleştirilmiştir. Cevri mahlasını kullanan Divan-ı Hümayun kâtiplerinden İbrahim Çelebi’ye ait bu kitabeyi ünlü gezgin görmüş olup son mısrasını seyahatnamesinde nakletmektedir.

Bu kitabede şöyledir:
“Sadr-ı Ekrem Mustafa Paşa Silahtar ü Vezir
Kim olur dünyaya resm-i lütfu düsturü’l- amel
Bu muallâ menzili himmetle bünyad eyledi
Hak budur, muhtaç idi bir böyle hana bu mahal
Dedi sükkan-i felek Cevr-i anın tarihini
Oldu bu Han-ı cedid aramgah-ı bi-bedel”
Kitabe üzerinde rakamla yazılı bir tarih yoktur. Son mısraının ebced değeri 1047h. tarihini işaret etmektedir. Bu tarih miladi 1637 senesin tekabül etmektedir.

1932 senesinde Anadolu’ya inceleme ve araştırma gezisi yapan A. Gabriel, Silahtar Mustafa Paşa Hanı hakkında bilgi verip planını çizmiştir. Ona göre kervansaray 68 x76 m boyutlarında bir dikdörtgen şeklindedir. Etrafı revaklarla çevrili avluya bakan, üzeri içten kubbelerle örtülmüş büyük bir salonu içerir.
A. Gabriel’in Kervansarayıziyaret ettiği tarihlerde salonun büyük bir kısmı sağlam olarak kalmışsa da avluyu çevreleyen duvar muhtelif yerlerinde harap vaziyetteydi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından çeşitli tarihlerde röleve ve restorasyon projeleri uygulanmıştır. 2010 yılında tamamlanan son restorasyonda yeniden yapılan giriş kısmının üstündeki mescit için halk arasında “altı yol üstü cami” şeklinde söylence yayılmıştır. Günümüzde Kültür ve Sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapmaktadır.